21 Ağustos 2012 Salı

Bana her gun bayram

İletişim kurmakta biraz sorunluyum ilk başta insanlar beni çok yabani, soğuk, kendini beğenmiş sanırlar pek hoşlanmazlar :)  biraz tanışıp gerçek Aslı ortaya çıkmaya başlayınca ise severler. ( en azından bana öyle diyorlar bilemiyorum :) ve en nihayetinde de hepsi aynı sonuca varır Aslı=deli çevremde ki bir çok insan hakkımda deli olduğumu düşünüyor. Hatta çalıştığım bölümde ki dr. Herman bey   (kendisi için ayrıca bir post hazırlayacağım...) ben de bir şeyler olduğunu anlayıp "psikiyatriye git sen normal değilsin!" diyip  yolladı beni. psikiyatr da dinledikten sonra  "olur öyle!" diyip gönderdi... Sonuç olarak çevrenin koyduğu teşhisle yaşıyoruz. Deliyim, kafam 24 saat güzel, hiç bir şeyi dert etmem, fazlasıyla rahatım hatta öyle rahatım ki insanlar bu kadar rahat olmama sinir oluyorlar bazen ama mutluyum böyle...
(fato biraz eski sene 2005 şimdi saçlar belimde tabii...)

  Bu arada herkesin şeker bayramı kutlu olsun. Biz de gittik anamızın babamızın elini öptük geldik. Temiz Trakya havası ve annemlerin zorla ağzımıza tıkıştırdıkları yemekler ile kendimizden geçtik. Herhalde orada yaşasam şu anda 70 kilo olmuştum durmadan birşeyler yediriyorlar direnince de açlıktan öleceğimizi söylüyorlar. Ve biraz çıkışınca da fiks lafları "anne baba olunca görürüm ben sizi!" oluyor. Peki deyip geçiyoruz...
  Dalından körpecik kavunlar, karpuzlar, domatesler topladık. vakit olsa böğürtlen toplamaya da gitmek isterdim. bir kaç hafta ile incir sezonunu yakalayamadım henüz olmamışlar.


Ve instagram çıktı çıkalı bizim fotoğraf makinası bir kenara atıldı, taşınmaz oldu. Telefon fotoğrafçısı olduk iyice neyi görsek fotoğraf çektik durduk...



Trakya yollarında...

1 yorum: