29 Eylül 2012 Cumartesi

Fincan Çanta

    Yapılacak bi ton iş var. Çamaşırı, ütüsü, valiz hazırlaması, alışverişi vs.  Bir de Julyana' nın kuzeninin diş partisi için hazırlanacak süsleri var ki nasıl yetiştiricem bilmiyorum... O kadar sıkışıklığın içinde bu kadar rahat bi insan olmam da enteresan. Hiç işim yokmuş gibi akşam oturdum Kübra'nın bir senedir istediği fincan çantayı diktim.  Dünya yansa hasırım yanmicam bu gevşeklik, rahatlık, hey maşallah :)

   
   Fincan şeklinde kalıp çıkardıktan sonra, İki kumaş arasına elyaf koyup, dalga ve deniz yıldızı desenleri yaparak diktim.Fermuarını elimle teğelleyerek taktım... Sanırım bu işe kapitone deniliyor :) 

28 Eylül 2012 Cuma

küpecikler

Ne zamandır ara verdiğim takı tasarım işlerine bi el atayım dedim. Akşam  bir kaç küpe çıkardım. Yeni renkli boncuklar da aldım. onlarla neler yapabilirim artık tatil dönüşü bi bakıcam...



Tatil 3

   Geldik haftanın son gününe... Yarn cumartesi olduğu için çalışmayı fasülyeden sayıyorum... Pazar sabah erken saatlerde soluğu İzmir de alıcam..Bir haftalık yıllık izni koyunlar ,kuzular, kangallar,horoz sesleri ile geçirmeyi planlıyoruz. Arada İzmir turu da yaparız herhalde... Şu sinir stresimi biraz azaltayım yeter bana.

  Gerçi uçağa binecek olmak gibi ufak bir pürüz var gerildiğim... (Gerildiğim? Bildiğin korkudan geberiyorum...)    Yok "uçak kazası raporu" , yok "esrarengiz olaylar" vs. bunlar gibi uçak kazasını içeren o kadar program izlersen en sonunda böyle psikopata bağlarsın! Şimdiden yusuf yusuf şeklinde strese girmiş durumdayım. Aslında bana kalsa otobüsle 12 saatte filan giderdim de, tatil yolda bitmesin dedim, dedik, tamam tamam eşim dedi. "Ben arabayla bi gün önceden gideyim ertesi gün seni hava alanından alırım." dedim ama yemedi...




  

19 Eylül 2012 Çarşamba

Deri çanta kafası

    Sonunda  çantayı ekleme fırsatı buldum. Çanta dikme işine bir merak giriştim ama makinem deriyi dikmeyince aralara kağıt parçaları koyarak göz kararı çizgiden gidip birşeyler yapmayı başardım. Tabi ki yine en zor kısmı fermuarı takmak oldu.Ayrıca kendime ek iş olarak çıkardığım dikiş yerlerine giren kağıtları temizlemek bayaa zorladı...  Yaparken ıslatırım hemen çıkarlar diye düşünmüştüm ama işin iç yüzü öyle değilmiş :) cımbız, makas,ilik açaçağı, iğne vs. her türlü materyal kullanıldı  ve bitti...  Haalaaa bu işin kolay yolunu çözmeye çalışmaktayım ...


Duygu' ya teşekkürler  :)

17 Eylül 2012 Pazartesi

Derya kuzuları

Yağmurlu bir sabaha uyandık sonbahar iyiden iyiye hissettiriyor. hırka kar etmez oldu montlar çıktı. şimdi yağmurluk ve şemsiye sezonudur...


Bu mevsimin en güzel yanı da palamut sezonunun açılması. Akşam iş çıkışında balıkçılar sokağından geçerken gördüm derya kuzularını hem de tam kafamda şimdi ne yemek yapılır düşüncesi dolaşırken...




Manavdan da geçerken bi kaç yeşillik alırım dedim ama nerdee. çevrede ki bütün manavları dolaştım millet silip süpürmüş. Hiç mi birşey kalmaz? Sanırsın kıtlık çıkmış...  Bizim balık kel bir bibere ve limona kalıverdi...
     Bu arada ev içinde izgara, balık yapamayan çok kokuyor diyenlere  King in  Natura Cook tenceresini öneririm.  Koku oluşmuyor, hem çok az elektrik harcıyor hem de ızgarayı çok hızlı ve güzel bir şekilde pişiriyor. Gerçi bir tek ızgara değil ; pilav, sulu yemek, kek yapanlar da varmış. Ben henüz denemedim. Ama elma dilim patates, patlican, biber közleme, kaşarlı mantar, tavuk, et ızgara, kahvaltılık kaşarlı ekmek vs birçok şeyi denedim çok başarılı.Hatta altlı üstlü iki yemeği aynı anda pişirebilirsiniz... Kullandıkça yapacağınız şeyleri geliştiriyorsunuz... folyo yu ben ekledim balık kendi suyunda pişsin diye isterseniz ızgara teline de dizebilirsiniz.
 
 pişme süresi 10 dakika

13 Eylül 2012 Perşembe

haydi kızlar okula

   Okullar açıldı gözümüz bayram etti. sokakta çocuklar cıvıl cıvıl.  Gerçi liseler haftaya açılacak ama şimdiden sokaklarda liseli kızlarımızı görmeye başladık.
   Bizim zamanımızda etekler diz boyundaydı belini kıvırıp iki parmak yukarı çıkarsak disiplinde bulurduk kendimizi. Öğretmenlerden azarı yer dönerdik sınıfımıza. Şimdi ki liselilere bakıyorum da her şey çok değişmiş. Türkiye' nin hızla şeriat ülkesine dönüşmesini izlerken formaların boylarının kısalması bana çok ilginç geliyor. Yakın zamanda yeni forma kanunları çıkıp etek boyları ayak bilegine iner gerçi hiç şaşırmam!
   Bence mini etek kadına çok yakışır. (her kadına değil tabi o ayrı :) )  ama giyilecek yer önemli. Liseye şöyle bir etekle giden kızı okulda ki erkekler ne kadar rahat bırakır tartışılır. Merdiven altından bakmalar, yanlışlıkla yere silgi düşürmeler vs. bunlar okulda karşılaşacakları. Peki dışarı bakarsak; okula varana kadar kaç tane babası yaşında adam arkasından elleriyle bi taraflarını sıvazlayıp oh çeker. arabalar yanlarında durup laf atar, ara sokakta sıkıştırıp taciz eder ve fırsatı bulan tecavüz eder tartışılır... Ne yazıkki burası Türkiye ve ben bile böyle bakıyorsam olaylara ne yazıkki çook gerideyiz böyle şeyler için... 
  keşke ülkem  hayal ettiğim gibi olabilseydi...

12 Eylül 2012 Çarşamba

12 Eylül

    12 Eylül de ihtilal değil ama bizim için çok güzel bir şeye adım attık ve evlendik.  Hayatta yapmış olduğum en güzel şey eşimle evli olmak.
    Evlilik gerçekten sevdiğiniz, sevildiğiniz, sizi anlayan, her gün yüzünüzü gülümseten, ve hiç bir zaman kalbinizi kırmayacak biri  ile olduğu zaman güzel bence...
   Umarım herkes böyle bir evlilik yaşar ve hayatın tadını çıkarır. Hayat kısa ve bir şansımız daha yok. Yapabileceğimiz tek şey elimizde ki günlerin değerini bilip en güzel şekilde yaşamak. Bu aslında evli ya da bekar fark etmez. Birbirimize gereksiz kaprislerle hayatı dar etmek yerine mutlu olmay çalışmak en iyisi...

  Allahım bildiğin sevgi böceği modunda takılıyorum :) Neyse yarın geçer agresif Aslı geri gelir... :)



10 Eylül 2012 Pazartesi

delirme noktasına 1 kala

allahım 33 yaşımdan sonra ergen psikolojisine bağladım sen kabul et yareppim ameno!  Prozac a başlamayı düşünüyorum... İlk önce bi psikiyatri ye çıkayım da hele şöyle kutuyla versin laap laap içeyim, hayat bayram olsun...

6 Eylül 2012 Perşembe

5. sezon

   Yaz biter ve kabus ayları başlar. İşler o kadar yoğun ki şu anda buraya yazıyor olmam bile bir mucize sanırım. bizim işler  sonbaharda coşmaya başladımı bir daha ki yaza kadar nefes aldırmazlar... (ağlamak istiyorum!)  pazartesi den beri birşeyler yazmaya niyetlenip durdum ama nafile. Su bile içecek vaktim yok.
 Umarım bu kabus  kısa süre içinde sona erer yoksa Bakırköy ruh ve sinir hastalıklarında yeni arkadaşlarımla eğleniyor olucam...
    Salı günü işten erken çıktım da biraz kafa dağıtacak vaktimiz oldu.haftasonu gideceğimiz düğün fotoğrafı çekimine ekipman ve benim bitmeyen hobi merakıma malzeme aradık Eminönü de. Mercan yokuşunda ki tığcılar sokaktan zımba aldım. Akşam  bütün gecem  diktiğim çantaya onları takmakla geçti. Henüz bitiremedim ama bugün yarın biter diye umuyorum.
  İstanbul güzel şehir ama keşke her önüne gelen gelip yerleşmeseymiş... O kadar kalabalık ki insan bir kefiyle dolaşamıyor. Bazen kızıyorum "niye bu kadar kalabalık?" diye sonra da  diyorum ki "sen de onlardan birisin sus ve yürü..." 

Yine de İstanbul güzel şehir...
Baks cafe Eminönü' de güvenerek gittiğim yerlerden biri. Büyük postanenin tam karşısında kalıyor.

Uykusu öyle derin ki oynadım mıncıkladım ama uyanmadı rahat rahat sevdim :)

2 Eylül 2012 Pazar

hafta sonu sıkıştırması...

   Sendroma girmek için pazartesini bekliyemedim bu günden girmiş bulunmaktayım. Pazar günleri çalışmaktan nefret ediyorum iki gün izni olan bir iş istiyorum. Ağlamak nafile akşam sekize kadar buradayım ne yazık ki...
     İnsanın bir gün izni olması sinir bozucu. Dinlenmeye mi evi topla, temizlik yap, ütü yap vs. işlere mi yoksa çıkıp bi hava almaya mı yetsin.
    Bu görüntüyü sırt üstü çimenlere uzanmış olarak seğretmek varken ben pencereden bakıyorum (fırsat bulursam...)


Dün bir günlük iznimde ilk heves Bakırköy pazarına gitmekti. Tabi ev işleri bitene kadar günün yarısı geçti. O saatten sonra da pazarın kalabalığını çekemem diyip kırdım dizimi oturdum evde. Yarım kalan bir çantam vardı onu dikeyim dedim. Allahımm bazı şeyleri unutmamak için arada pratik şart. Bitirene kadar göbeğim çatladı. gerçi bu işin kesin çok kolay bi formülü var ama ben her yolu en uzunundan gitmeyi severim... Gece yarısına kadar uğraştım ve bitirdim. İlk denemem beni çok yordu bundan sonrakilerde umarım işi formülü ile yaparım...